Türkiye’de Travesti Bireylerin Yasal Olarak Tanınması

Türkiye’de travesti bireylerin resmi belgelerde cinsiyet kimliklerini değiştirmek için yasal olarak sterilizasyon ameliyatı olmaları gerekmektedir. Ancak birkaç ay önce Edirne’deki bir yerel mahkeme yargıcı, trans bireylerin tanınması için zorunlu kısırlaştırma şartının kaldırılması için Türkiye Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

Hakimin dilekçesi, Medeni Kanun’un “evli kişinin ameliyat veya hormon tedavisi yoluyla farklı bir cinsiyet olarak tanınabileceğini” belirten 22/1. maddesine dayanıyordu. Dilekçede, Anayasa’nın 2. maddesindeki yaşam hakkı ve kişi bütünlüğünü ihlal ettiği ileri sürülerek bu hükmün çıkarılması istendi.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Türkiye genelindeki tüm Yüksek Mahkemelerden bu konudaki görüşlerini 15 gün içinde hazırlamalarını istedi. Türkiye’deki en yüksek mahkemenin bu kararı, 6771 Sayılı Kanun’un 26(2) A ve B maddesi uyarınca alınmıştır.

Dava, kadın olarak tanınmak isteyen trans bir kadın tarafından açıldı. Mahkeme itirazını reddetti ve resmi belgelerde cinsiyet kimliğini değiştirmesine izin verilmeden önce kısırlaştırılması gerektiğine karar verdi.

Karar, Türk Medeni Kanunu’nun “Resmi belgelerde isim veya cinsiyet değiştirmek için kısırlaştırılmak zorundadır” şeklindeki 8/a maddesine dayanılarak verildi. Ancak bu madde 29 Haziran 2018 tarihinde 6356 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Bu değişiklik 1 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve resmi belgelerde cinsiyet kimliği değiştirilirken kısırlaştırma ihtiyacını ortadan kaldırmıştır.

Yasa, “adını veya cinsiyetini değiştirmek isteyenlerin artık kısırlaştırmaya gerek kalmayacaklarını” şart koşuyor. Bu, isimlerini veya cinsiyetlerini değiştirmek isteyenlerin, başvurularını ancak yerel makamlar (örneğin polis departmanları) tarafından atanan lisanslı psikologlar veya psikiyatristler tarafından yürütülen psikolojik muayenelerden geçtikten sonra mahkemeye sunmaları gerektiği anlamına gelir.

Bildiğimiz gibi, şu anda Türkiye’de yasal travesti cinsiyet tanıma prosedürü bulunmaktadır. Bir, psikiyatrist tarafından teşhisin yanı sıra kişinin cinsel organını değiştirmek için bir ameliyat gerektiren tıbbi kriterlere dayanmaktadır. Diğeri ise sosyal kriterlere dayalıdır ve herhangi bir tıbbi müdahale gerektirmez. Bu prosedür 2012’den beri kullanılmaktadır, ancak yalnızca 18 yaş ve üstü ve kamu hastanelerinde tıp doktorları ve psikologlar tarafından cinsiyet kimliği bozukluğu (GID) teşhisi konan kişiler için geçerlidir. Ayrıca, yeni adlarını ve cinsiyet belirteçlerini kimlik kartları veya pasaportlar gibi resmi belgelerde kullanmaya başlamadan önce kararlarını ailelerine bildirmelerini de gerektiriyor. Bu prosedür çok katı ve kısıtlayıcı olduğu için eleştirilmiştir, çünkü reşit olmayanların veya 18 yaşından küçüklerin ebeveyn izni olmadan bundan faydalanmasına izin vermez.

Bu, Türkiye’de travesti yasal tanınma sorununun ilk kez gündeme getirilişi değil. 2015 yılında TBMM, zorunlu kısırlaştırmaya son verilmesini isteyen 10.000’den fazla kişi tarafından imzalanan bir dilekçe aldı. Dilekçede, “Kanun bu konuda bir araç olarak kullanılmamalıdır. Kendi kaderimizi tayin hakkımıza hiçbir baskı veya kısıtlama olmaksızın saygı gösterilmesini talep ediyoruz.”

Bu kampanyaya cevaben dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Medeni Kanun’un (cinsiyet değişikliğini düzenleyen) 26. Maddesini yürürlükten kaldırmayı düşüneceğini söyledi, ancak açıklamasının kamuoyuna açıklanmasından sonra hiçbir şey olmadı.

Yasal tanınma konusu trans bireyler için özellikle önemlidir, çünkü onların doğum belgesinden ziyade, yaşanmış cinsiyet kimliğine dayalı olarak eğitim, istihdam ve sağlık yardımları gibi temel haklara erişmelerine olanak tanır.

Türkiye Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) itirazda bulundu. Yargıç, cinsiyet kimliği bozukluklarının hastalık olmadığını ve bu nedenle bu şekilde tedavi edilmemesi gerektiğini belirtti.

Karar 9 Nisan’da verildi. 6 Mayıs’ta AYM, cinsiyet değiştirme ameliyatlarını veya transseksüellik için tıbbi tedaviyi düzenleyen bir yasa olmadığı için AYM’nin bu konuda herhangi bir karar veremeyeceğini belirterek iptal kararını açıkladı.

Karar, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirdiği için üyelik başvurusunu reddeden Ayşe Türkmen adlı trans kişinin Ankara Barosu’na yaptığı başvuru sonucu çıktı. Türk yasalarına göre, yalnızca cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmiş olanlar, farklı bir cinsiyet olarak yasal tanınma için başvurabilir; ancak Türkmen dini inancı nedeniyle böyle bir ameliyat geçirmemiş ve bu durumu başvuru formunda belirtmeden üyelik başvurusunda bulunmuştur.

Türkmen’in Ankara Barosu Hakimi Ali İhsan Yavuzlu’nun verdiği karara itiraz ettiği için Türkmen lehinde karar verdi ve sözlerine şöyle devam etti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Sağlık Bakanlığı uzun süredir uygulamaya karşı çıkıyor.

2 Nisan’da yaptığı basın açıklamasında TTB, bu uygulamaya karşı olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’na bu uygulamanın kaldırılması için adım atması çağrısında bulundu.

TTB, cinsiyet değiştirme ameliyatı vakalarında zorunlu kısırlaştırmaya karşıdır” denildi.

Basından gelen soruları yanıtlayan bakanlık yetkilileri, bireysel mahkeme kararlarına müdahale edemeyeceklerini ancak gelecekteki mevzuatta bu uygulamaya son vermek için çalışmaya devam edeceklerini söylediler.